İstanbul’da Balkonlar ve Zamanın Değeri
Merhaba, bugün gözlemlediğim bir konudan bahsetmek istedim.
Ama işin garip tarafı şu ki; işe giderken ya da şehir içinde
dolaşırken dikkat ediyorum: yepyeni, lüks, manzaralı evlerin balkonları çoğunlukla
bomboş. Çoğunda ne bir sandalye var ne bir masa, ne de üzerinde oturup keyif
yapan insanlar.. Bazılarında ise özenle
balkon takımı alınmış ama tozlanmış şekilde öylece bir süs gibi duruyor. Yepyeni,
pahalı, deniz manzaralı evlerin balkonları sadece “var olmak” için var gibi mimari
bir detay gibi görünüyor.
Oysa balkon dediğimiz şey sadece bir mimari detay değil;
hayatın koşuşturmasında nefes alabileceğimiz küçük bir durak. Fakat İstanbul’un
temposu, bizi balkonlarımızı bile unutacak hale getiriyor. Belki de en büyük
ironi bu: Hepimiz balkonlu, manzaralı evler istiyoruz ama orada oturacak zamanı
bulamıyoruz.
Bu da bana şunu düşündürüyor: Asıl mesele sadece büyük
balkonlara sahip olmak değil, sahip olurken aynı zamanda o balkonda oturup
keyif yapabilecek vakti de bulabilmek.


Yorumlar
Yorum Gönder